• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
  • https://www.facebook.com/hopagenclikspor

HOPA GELENEKSEL SPORLAR KULÜBÜ                                                                HOPA KARATE SPOR KULÜBÜ

    • Hopa Mini Voleybol
    • www.hopagsk.org.tr
    • Hopa Eskrim
    • www.hopagsk.org.tr
    • Hopa Karate (Shotokan)
    • www.hopagsk.org.tr
    • Hopa Geleneksel Okçuluk
    • www.hopagsk.org.tr
    • Hopa Geleneksel Okçuluk
    • www.hopagsk.org.tr
    • Hopa Yıldızlar Voleybol
    • www.hopagsk.org.tr
    • Hopa Veteran Voleybol
    • www.hopagsk.org.tr
    • Hopa Geleneksel & Modern Okçuluk
    • www.hopagsk.org.tr
GELENEKSEL SPORLAR KULÜBÜ:TR78    DESTEKLERİNİZ KARATE SPOR KULÜBÜ :TR78 0001 0003 0396 8542 8050 01   
Saat
Aidat Borcu Sorgulama
Üyelik Girişi
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam31
Toplam Ziyaret188948
Hava Durumu
Erzincan’da Rekorlar Kırıldı: Hopalı Levent Yazıcı Türkiye 3.’sü Oldu

Erzincan’da Rekorlar Kırıldı: Hopalı Levent Yazıcı Türkiye 3.’sü Oldu

   11-13 Eylül 2026 tarihlerinde Erzincan’da gerçekleştirilen Mengücek Melik Gazi Hava Koşusu Türkiye Şampiyonası, Farklı İllerden birçok sporcunun katılımıyla büyük bir heyecana sahne oldu. Sporcuların farklı kategorilerde dereceye girmek için kıyasıya yarıştığı organizasyon, en uzağa atış rekorlarının denendiği yüksek çekişmeli mücadelelere ev sahipliği yaptı.

Rekorların Kırıldığı Şampiyonada Bronz Madalya

Ata sporu okçuluğun en prestijli organizasyonlarından biri olan bu yılki Türkiye şampiyonası, sporcuların kırdığı yeni Türkiye ve dünya dereceleriyle tarihe geçti. Rüzgarın ve hava şartlarının oldukça belirleyici olduğu bu zorlu parkurda mücadele eden Hopa Geleneksel Sporlar Kulübü sporcusu Levent Yazıcı, 50 Yaş Üstü 50 Libre Hava Koşusu (Menzil Atışı) kategorisinde attığı oku 395 metreye ulaştırarak Türkiye 3.’lüğünü elde etti.

Sporcu ve Eğitimci Kimliğiyle Hopa’yı Temsil Etti

Geleneksel okçulukta sporcu ve kulüp antrenörü olarak görev alan Levent Yazıcı, aynı zamanda voleybol antrenörlüğü de yürütüyor. Erzincan'daki bu önemli şampiyonada elde ettiği derece, iki farklı branşta sporla iç içe bir yaşam sürdüren deneyimli antrenörün disiplinli çalışmalarının bir sonucu olarak kayıtlara geçti.

Çok sayıda kategoride rekor denemelerinin yapıldığı ve ata sporu rüzgarının estiği Erzincan’daki turnuva, ödül töreninin ardından sona erdi.

Haber: Yavru ÇİÇEK

Fotoğraf  Akdeniz Berk YAZICI

Geleneksel Türk okçuluğu, sadece bir savaş veya av disiplini değil; zengin kültürü, mühendislik harikası teçhizatları ve günümüz Türkçesine kazandırdığı deyimlerle büyüleyici bir mirastır.

İşte Türk okçuluğuna dair az bilinen ve şaşırtan ilginç detaylar:

  1. Günlük Dilimizdeki Deyimlerin Gizli Kaynağı

Bugün sıkça kullandığımız bazı deyimlerin kökeni doğrudan geleneksel okçuluk antrenmanlarına dayanır:

  • Çilekeş: Yayı gergin tutan ipe "çile" denirdi. Bir okçunun kas hafızası kazanması için bu ipi defalarca çekmesi gerekirdi. Çok yay gerip zorlanan antrenmanlı okçulara "çilekeş" denirdi.
  • Kepaze Olmak: Okçuluğa yeni başlayanlar, gerçek bir yayı çekemeyecekleri için antrenmanlarda "kepaze" adı verilen, esnek ve gevşek alıştırma yaylarını kullanırlardı. Bu hafif yayı çekmek hafif bir durum olarak görüldüğünden kelime zamanla dilimize alay konusu olmak veya rezil olmak anlamında geçmiştir.
  • Okuntu (Davetiye): Eski Türklerde hükümdarlar veya beyler birini bir yere davet ederken ya da savaşa çağırırken elçiyle bir ok gönderirlerdi. Bugün Anadolu'da hâlâ düğün davetiyesine "okuntu" denmesinin sebebi bu gelenektir.
  1. Bir Yayın Yapımı Yıllar Alırdı

Türk yayları kompozit (katmanlı) yapıdaydı. Ahşap, boynuz ve hayvan sinirinin özel bir tutkalla birleştirilmesiyle yapılırdı. Malzemelerin kuruma, şekil alma ve dinlenme süreçleri nedeniyle nitelikli bir Osmanlı menzil yayının yapımı 1 ila 3 yıl sürerdi. Kurulu değilken tersine kıvrılan bu yaylar, kurulduğunda muazzam bir enerji depolayarak oku muazzam hızlara ulaştırırdı.

  1. Başparmak Yüzüğü: Zihgir

Batı okçuluğunda kiriş üç parmakla çekilirken, Türk okçuluğunda "başparmak çekişi" kullanılır. Kirişin başparmağı kesmesini engellemek için okçular zihgir adı verilen kemik, fildişi veya metalden yapılan özel bir yüzük takarlardı. Hatta Osmanlı padişahlarının hemen hepsi kendi zihgirlerini tasarlayacak kadar bu zanaata düşkündü.

  1. Düşmanın Moralini Bozan Islıklı Oklar

Savaşlarda veya haberleşmede kullanılan bazı okların uçlarına (temren) delikli ahşap ya da kemik küreler eklenirdi. Ok havada ilerlerken havanın bu deliklerden geçmesiyle yüksek sesli bir ıslık oluşurdu. Mete Han döneminden itibaren kullanılan bu ıslıklı oklar, hem askerlere yön gösterir hem de düşman üzerinde psikolojik baskı kurardı.

  1. "Kabza Almak" ve İcazet Geleneği

Okçuluk tekkelerinde her isteyen kafasına göre ok atamazdı. Bir talip, uzun süren idmanlar ve ahlaki eğitimlerden geçtikten sonra üstadı tarafından yeterli görülürse düzenlenen törenle ona okçuluk lisansı anlamına gelen "kabza" verilirdi. Okçuluk sırf bir spor değil, disiplin ve adap öğretilen bir tekkeden ibaretti.

  
4 kez okundu

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın